7 Mayıs 2011 Cumartesi

Benim de annem vardı…

Bu satırları yazmaya başlamayı başarmadan önce annemin ölümünde ağlamadığım kadar çok ağladım…

Çünkü artık ben de bir anneyim ve annemin bütün yaptıklarını nasıl bir içgüdüyle yaptığını biliyorum. İşte bu nedenle anneme ne kadar çok haksızlık ettiğimi anlıyorum. Sanırdım ki, ben gerçekten annesinin kıymetini bilen evlatlardanım. Ama yanılmışım...Bunu anne olunca anladım.

Oğlumu kollarıma aldığımda, kabaran sevgimin yanında içimde bir de boşluk beliriyor, çünkü kırk yaşında olmama rağmen halen o karşılıksız sevgiyle kucaklanmayı istiyorum. Yıllar geçtikçe alışılır diyorlar. Evet, doğru, ama kimse özlemden bahsetmiyor...Oğlum doğduğundan beri her gün daha çok artan özlemden… Annemi her daha çok anladığımı hissettiğimde kalbimi daha çok acıtan özlemden…

Düşünürdüm ki, hayat benim hayatım ve annemin benim için endişelenmesi gerek yok. Üzülmek için yer aradığını sanırdım. Hâlbuki anladım ki bana yansıttığı endişesi kendi içinde yaşadığının sadece küçük bir parçası. Benim geçtiğim yollardan çoktan geçmiş ve karşılaşabilme ihtimalim olan şeyleri düşünmek bile endişeleri için yeterli bir sebep.

Annesiz kalmak çok zormuş. Ne kadar güçlü olsan da, ne kadar dolu bir hayatın olsa da, ne kadar çok mutlu olsan da, hep bir tarafın eksik oluyormuş. Anne olunca daha iyi anladım. Çünkü artık annemi anladım.

Gidebilecek bir anne kucağından yoksun bütün herkese…

Kucak dolusu anne sevgisi gönderiyorum.

26 Nisan 2011 Salı

Peki neden yok?

Dün iki toplantı arasında D&R'a uğradım uyku konusunda ne gibi kitaplar var diye bakmak için...

İki tane Türkçe yayın var. Bunlardan biri Dr. Ferber'in kitabının çevirisi, diğeri ise şizofren çocuklarda uyku problemleri ile ilgili. Yani meraklı da olsanız bulabileceğiniz bir başvuru kaynağı yok. Neyse ki Tracy'nin kitabında bu konuda birşeyler var da iyice kör cahil kalmıyoruz.

Bu konuda onlarca yabancı kaynak olmasına rağmen neden hiçbiri Türkçe'ye çevrilmemiş diye düşünüyor insan. Bu kadar çok uyku problemi çeken anne varken acaba anneler mi talep etmiyor yoksa gerçekten bunun bir kader olduğunu mu düşünüyorlar?

Her iki seçenek de kötü. Ama kader olduğunu düşünmek zaten talebi de engeller. Keşke yüksek sesle bağırsam ve beni bütün Türkiye duysa "Bu bir kader değil!". Kader olan tek şey annelerin ne zaman canına tak deyip harekete geçecekleri...