31 Aralık 2011 Cumartesi

Değişimlerin mutluluk getirmesi dileğiyle

2012 değişim yılı... 
 
Bu değişimin uyku düzeninize de iyi anlamda yansımasını, 2012'de bebeğinizin geceleri düzenli uyuyup sağlıklı bir şekilde büyümesini, sizin de dinlendirici bir uyku çekmenizi dilerim. 
 
Uykusuz geceleri geride bırakmanız dileğiyle, yeni yılınız kutlu olsun!

29 Aralık 2011 Perşembe

Bir mutlu son daha...

Reklam yapmayı, başarıya giden yoldaki katkılarımı ifşa etmeyi, kendimi övmeyi sevmem. Ama başarı hikayeleri insana bir umut ışığı olduğundan ve bu ışık uyku konusunda her bebek annesi için olduğundan arasıra da olsa çorbada tuzumun bulunduğu mutlu sonları sizlerle paylaşıyorum. 

İşte bir tanesi daha...

"Merhaba Seride Hanım,

Bana 1 hafta denememi söylemiştiniz, ben de bir haftanın dolmasını bekledim Fakat haftasonu kızımın odasını taşıdım, artık kendi odasında uyuyor ve aynı zamanda su vermemeye devam ettim. 2 gecedir hiç uyanmıyor desem yeridir!! Dün gece sadece öksürdüğü için uyanır gibi olup tekrar uyudu. 
Galiba artık düzeldi tamamen diye düşünüyorum, yine de korku var tabi tekrar bozulur mu acaba diye... 

Ben size çok teşekkür etmek istiyorum katkılarınız için, sizin desteğiniz olmasaydı çok zor cesaret ederdim böyle bir şeye."

13 Aralık 2011 Salı

“Kolik” için bir çare satın alınabilir (mi?)


Koliğin alerji, laktoz intoleransı, bağırsak krampları ve maternalanksiyeteden kaynaklandığına inanılmakla birlikte gerçek nedenin ne olduğu bilinmemektedir. Ama şurası bir gerçektir ki kolik şikayeti olan bebeklerin günlük rutinleri etkilendiği gibi uykuları da etkilenmektedir.

Genel kabul görmüş kolik tanımlaması şöyledir:
“Günde 3 saatten fazla süren, haftada 3 günden fazla gelişen ve 3 haftadan uzun devam eden ağlama."

Devamı için tıklayınız

10 Aralık 2011 Cumartesi

Değişiklik iyidir...

Baktım gelen epostalara cevap vermekten yeni sitenin alt yapısını tamamlamaya zaman ayıramıyorum bari görünen yüzü değiştireyim dedim. Umarım hoşunuza gitmiştir.

25 Kasım 2011 Cuma

Farklı Zamanlarda da Olsa Sonuç Aynı...

Son yılların doğal ebeveynlik olarak nitelendirilen eğiliminde çocukların anne ve babalarının odasında (ayrı bir yatakta veya aynı yatakta) yatması benimsenirken, konu çoğu çalışmada sadece çocuk açısından incelenmektedir.

Daha önce www.uykumelegi.com’da da bahsettiğim gibi çocuk açısından artılarını düşünürken, bunun eşlerin hayatına etkilerini de göz önüne almak gerekir. Ebeveynler kendi odalarının ve hatta yataklarının kimin odası/yatağı olduğuna karar vermelidirler. Bu noktada verilen karara da herkes saygı duymalı ve yargılamamalıdır. Zira ailenin kendi içindeki dinamiklerini kimse bilemez ve bu nedenle yapılan yorumlar, kişisel görüş olmaktan öteye gitmez.

Devamı için  tıklayınız

23 Kasım 2011 Çarşamba

Odadan gelen sesler

Hürriyet Aile'deki köşem için yazı hazırlarken, gecenin sessizliğinde oğlumun uyku sırasında çıkardığı sesleri, hareketlerinin yoğunluğuna takıldı kulağım. Aslında farklı şeyler yazmayı planlarken kendimi bir anda bu satırları yazarken buldum.

Oğlum son birkaç aya kadar, geceleri çok terleyen ve horlayan bir çocuktu. Bu iki semptom uyku apnesinin ilk üç belirtisinden ikisi. Tabi ben bunu derste öğrenince uyku apnesinin ilk sebeplerinden biri olan burun etini göstermek için bir KBB doktoruna götürdüm oğlumu. Ancak KBB dokturumuz bize burun etinin çocuk büyükdükçe büyümediğini, bu nedenle göreceli olarak küçüleceğini ve dört yaşından sonra yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiğini söylemesi üzerine, aldığım uyku eğitimde uyku apnesi dersini veren Dr. Kass'a götürmekten vazgeçmiştim. Bu gece oğlumun odasından gelen seslere takılınca aklım tekrar açtım notlarımı ve okumaya başladım. Kendi adıma henüz ne yapacağıma karar vermedim ama gözden geçirdiğim uyku apnesi belirtilerini sizlerle de paylaşmak istedim.


15 Kasım 2011 Salı

Zevkli Geçen Bir Röpörtaj

Anneysen.com'la yaptığım röpörtajı sizlerle de paylaşmak istiyorum. 

Bebeklerimizi büyütürken zorlandığımız en önemli konulardan biri olan UYKU konusunda annelerimizin yaşadığı sorunlardan yola çıkarak, Uyku Meleği, Seride Samurkaş Karaç'a şunları sorduk:

- Bebeklerde uyku sorunlarının temel sebepleri nelerdir?
- Uyku konusunda doğru bildiğimiz yanlışlar var mı?
- 0-12 ayda bebeklerin nasıl bir uyku düzenleri olmalıdır?
- Uyku düzenini ne zaman oturtmaya başlayabiliriz? 

Devamı için tıklayınız

6 Kasım 2011 Pazar

Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi

Sanki bitmeyen bir enerji kaynağım varmış gibi çalışınca, vücudum aslında böyle birşey olmadığını ve dinlenmenin çok doğal bir ihtiyaç olduğunu bana sonunda hatırlattı.

Malesef şu anda uzun süre konsantre olmamı gerektiren işler yapamıyorum. Zira belirli bir süre konsantre olduğumda doktorların tanımıyla atak geliyor ve birkaç saat hatta bazen bütün gün enerjimi alıyor. Allahtan bayram tatili imdadıma yetişdi de biraz yavaşlama şansım oldu. 

Bu işin en kötü tarafı yazı yazamamak ve gelen sorulara uzun uzun cevap verememek çünkü ekrana belirli bir süreden fazla bakamıyorum. Aldığım ilaçlar etkisini göstermeye başladı. On güne kadar toparlayacağımı düşünüyorum. Bu süre zarfında sorularınıza geç geri dönüşlerimi ve yeni yazı hazırlayamamı anlayışla karşılayacağınızı düşünüyor. 

Şimdiden anlayışınız için teşekkür ediyorum.

31 Ekim 2011 Pazartesi

Iyi Uykular, Tatlı Rüyalar El Kitabı

Amerika'da The Sleep Lady olarak tanınan Kim West tarafından yazılan The Good Night, Sleep Tight Workbook isimli el kitabını bütün annelerimiz okuyabilsin diye Türkçeleştirip, yayınlanmasını sağladım.

"İyi Uykular Tatlı Rüyalar El Kitabı", bugün raflarda yerini aldı.

Ben bu kitaptan çok yararlanmıştım. Umarım bütün anneler en az benim kadar yararını görür.

25 Ekim 2011 Salı

Saatler Geri Alınınca


Kış saati uygulaması az ya da çok hepimizi etkiler. Bazılarımız için bir saat fazla uyuyabileceğimiz bir değişim olmasına karşın, bazı çocuklar için adapte olmakta zorlandıkları değişimler arasında yer alır.

Gündüz uykusunu bırakmış çocuklarda adaptasyon genelde daha çabuk ve rahat olur. Ancak halen gündüz uyuyan bebek ve çocuklarda geçiş daha zorlayıcı olabilir. Ne yazık ki saat mevhumunu öğrenmemiş çocuklarda ki bu ortalama 6 yaşın altındaki bütün çocukları kapsamaktadır, biyolojik saatleri kalkış zamanını saatin kaç olduğundan bağımsız olarak belirler.

Bu sene 30 Ekim Pazar günü saat 04:00’de saatler bir saat geri alınacak. Peki ne yapabilirsiniz? Sizinle birkaç öneriyi paylaşmak istiyorum.
-    Pazar günü çocuğunuzun biyolojik saatine göre uyanmasına izin verin. Yani sabah kalkma zamanı saate göre 1 saat erken olacaktır.
-    Gününüzün geri kalanını yeni saate göre düzenleyin.
-    Diyelim ki her gün 20:00’de yatmış oluyor. Bu durumda Pazar akşamı 19:00’da uykusunun geldiğini gözlemleyebilirsiniz.
-    Çocuğunuzun gündüz uykusunu tam olarak almasını sağlayın ki yeni saatle 19:30’a kadar dayanabilsin.
-    Eğer gündüz uykusunu alamamışsa veya yatma saati geldiğinde çok yorgun durumdaysa o zaman 19:00’da yatırın ve bir sonraki gün 19:30’da yatırmayı deneyin.

Devamı için tıklayınız.

19 Ekim 2011 Çarşamba

Kabustan Daha Ötesi..

İki hafta önce verdiğim bir seminerden sonra seminer sırasında sorulan soruları düşünürken fark ettim ki katılımcılardan birisinin sorduğu soruyu istediğim detayda cevaplandırmamışım. Ben de düşündüm ki sadece soruyu soran anne ve babaya mesaj yazmak yerine herkesin faydalanacağı şekilde buradan paylaşayım.

Kâbus, ikiyle üç yaş arasında en çok uykuyu bölen etkenlerden biridir  ve normal gelişimin bir parçasıdır. Çocukların hayal güçleri bu yaşlarda çok kuvvetlidir. Gerçekle hayali birbirinden kesin sınırlarla ayırt edememelerine bağlı olarak kabuslarla bağdaştırdıkları korkular geliştirirler. Kâbus REM uykusu sırasında gerçekleşir ve uykusundan uyanan çocuk sakinleştirilmeye ihtiyaç duyar. REM uykusunun daha uzun sürelerde gerçekleştiği  gecenin sonuna daha çok görülür.
Peki kabustan daha öte ne olabilir? Gece Terörü! Cevap çok basit olsa da, bu duruma şahit olmak ve yaşamak o kadar kolay değildir.  Gece terörü çocukların %5’inde görülür Kâbusun aksine derin uykuda gerçekleşir. Gece terörü yaşayan bir bebek uyandığında ne yaptığının farkında değildir çünkü aslında halen uyuyordur. İnsanlar gecenin ilk yarısında daha çok süreyi derin uykuda geçirirler. Derin uyku sırasında gerçekleşen gece terörü de bu nedenle uyuduktan 2-3 saat içinde gerçekleşir. 

Gerisini okumak için tıklayınız

22 Eylül 2011 Perşembe

Yatmaya Hazır Mı?

Her gece yatmaya karar verdiğinizde ne yapıyorsunuz? Devam etmeden önce düşünün.

Gece uykumuz geldiğinde, gayri ihtiyari saatimize bakar ve her gün yattığımız, alışık olduğumuz saatten erkense ve eğer yorgunluktan sürünmüyorsak, "Bu saatte yatılmaz" der ve oturmaya devam ederiz. Yatma saatinin geldiğini düşünüyorsak da, dişlerimizi fırçalar, pijamalarımızı giyer, belki biraz kitap okur veya yatağa yatıp günün değerlendirmesini yaparız. Aslında yaptığımız psikolojik ve fiziksel olarak kendimizi uykuya geçmeye hazırlamaktır.

Biz yetişkinler saat mevhumuna sahip olduğumuzdan saate bakarak, biyolojik ritmimizin sosyal yaşama ayak uydurmasını sağlamışızdır.

0-6 yaş çocukların, saat mevhumu olmadığından, fiziksel olarak vücutlarının daha rahat uykuya geçişe hazırlanması için her gün düzenli olarak aynı saatte yatırılmaları gerekir.

Bebeklikten itibaren bu düzen oturduğu zaman ilerleyen aylarda gündüz uykusunu uzun uyusa bile her zaman yattığı saatte çocuğunuzun uykusunun geldiğini gözlemleyeceğinize eminim. Eğer çocuğunuzun belirli bir yatma saati yoksa belirlemek için birkaç gün esneme, göz kaşıma gibi uyku belirtilerini takip edin ve gece uykusu için uygun saati belirleyin. Unutmayın, çocuklarda yaşa göre gece toplam uyuması gerekli süre değişse de, en az uyumaları gereken süre on bir saattir. Uyku ipuçlarını aşağı yukarı hangi saat aralığında takip etmeniz gerektiğini sabah kalkış saatine göre hesaplayabilirsiniz.

Devamını okumak için http://bit.ly/nzCK0H

15 Eylül 2011 Perşembe

bebek.com'un ilk interaktif röportajını gerçekleştirdim, sizinle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum

"Uyku konusunda birçok soru geldi. Genel anlamda birçok kişinin ortak sorunu olduğuna inandıklarımızı derledik ve uyku koçu Seride Karaç ile paylaştık. İşte yanıtları... Herkesin sabaha kadar deliksiz bir uyku çekmesini diliyorum!


Yanıtlara geçmeden önce minik bir hatırlatma yapmak isterim. Soruları soran kişilerin soyadlarını gizledik. Sadece isimlerine yer verdik. Çok uzun olmaması açısından da röportajı ikiye böldük. Sorunuzu bu hafta bulamazsanız, gelecek haftayı bekleyin :)

Uyku Meleği de bir konunun altını önemle çizerek şu notu iletiyor: "Her bebek farklıdır. Detaylı günceleri bilinmeden, kesin neden ve çözüm tespitinin yapılması mümkün değildir. Bu nedenle cevaplarımda sorunları bir ya da iki açıdan ele aldıp, sadece bu açılardan çözümler önerdim. Sorunların detaylarına inildikçe önerilen çözümlerin tek başına yeterli olmaması mümkün. Ayrıca burada yaptığım bütün öneriler, bebeklerin veya çocukların etkilendiği tıbbi bir sorun olmadığı uzmanlar tarafından onaylandığı zaman geçerlidir. Reflü, uyku apnesi gibi tıbbi sorunlar uyku kalitesini etkiler ve bu durumlarda uykuya kendi başına dalma eğitimi ve günlük uyku sürelerini düzenlemek belirli bir noktaya kadar cevap verir."
Bu yanıtlarla sorunların çözülmesini can-ı gönülden diliyorum. Ama sorun çözülmezse kendisi ile yeniden bağlantıya geçebilirsiniz."

Devamı için tıklayınız

8 Eylül 2011 Perşembe

İlk röportaj heyecanı

Alternatif Anne yazarlarından, Ebeveyn ve Aile Koçu, İlkiz Ö. Sönmez ile yaptığım ilk röportajımı sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Geceyarısı tam uykunuzun en güzel yerindeyken çocuğunuzun ağlamaya başladığını duyarsınız.Acaba acıktı mı? Beslemeli mi? Uyuması için sallamalı mı? Kucağa alıp ninni mi söylemeli, uyku CD’si mi çalmalı, ebeveyn yatağına mı almalı?  
 
Çoğu zaman ne pış pış kâr eder o saatlerde, ne kucakta taşımak ne de diğer yöntemler.  Üstüne üstlük bebeğin uyanma sıklığı arttıkça uyutmak için daha çok çabalamak, çabaladıkça sabahları sürünerek yataktan kalkmak gerekir.

Çocuğunuz büyüdükçe akşamları onu uyutmak için harcadığınız zaman daha da artar. "Odama gitmiycem!"; "Uykum gelmeeedi!" ; "Anneee su!"; "Anneee masal okusana... anneee gelsene"; "Annenin yatağına gidicem ben!"... 

Bu sırada "bazı" anne-babalar ve çocukları, daha ilk aylardan itibaren kendi yataklarında mışıl mışıl uyurlar...

Çocuğu uyumayanlar ise ya çocuğunu suçlar ya da kendini. Çoğu bir çok teşebbüsten sonra vazgeçmiştir, içsesi şöyle der: “Bir çok kitap okumuştum oysa ki, hepsini denedim, hiçbiri işe yaramadı, sorun benim çocuğumda mı yoksa ben mi kötü bir anneyim?”

Alternatif Anne Türkiye'de "Uyku Meleği" olarak tanınan Seride Samurkaş Karaç’a sordu, o da cevapladı.

Devamı için http://bit.ly/og2opQ

7 Eylül 2011 Çarşamba

Cin Gibi!

"Geç yatırırsan, geç kalkar"

"Gündüz enerjisini atamamış bu çocuk"

Aşina mı geldi? Demek siz de kortizol kurbanısınız. Daha doğrusu çocuğunuz kurban ama bunu fark edemeyecek kadar küçük henüz.

Çocuğunun sabah çok erken kalktığını veya gecenin bir yarısında sanki sabaha kadar deliksiz uyumuş gibi kalkıp oyun oynamak istediğini ve hatta koridorda arabalarını bir uçdan bir uca, içinde bitmek bilmeyen bir enerji deposu varmış gibi sürdüğünü söyleyen anne-babaların etraflarından duyduğu tipik iki cümle.

Devamını Hürriyet Aile'de okuyabilirsiniz

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Evdeki hesap çarşıya uymadı...

Bu sene dedim ki oğlumla söyle doyasıya bir tatil yapayım. 12 yıldır aynı firmada çalıştığım için de geçmiş seneden birikmiş iznim vardı. Müdürüm de sağolsun onayladı. Tam 3 haftalık izne çıktım. Üzerine bir de bayram tatili. Toplam süre 26 gün oldu bir anda. Ama ne hikmetse hayalini kurduğum hiç birşeyi yapamadım.

Yapmayı planladıklarımın başında, aylardır kafamın içinde biriken birçok konuyu kaleme almak ve en az 2 ay boyunca düzenli olarak yayınlayabileceğim kadar çok yazı hazırlamak vardı. Malum oğlum en geç 21:00'de yatıyor. Geceleri dışarı çıkamasam da istediğim gibi yazı yazabileceğim bir sürü vaktim oluyor. Gel gelelim, geçtiğimiz 16 gün boyunca aklımındaki konulara yenileri eklenemesini rağmen hiçbirini kaleme alamadım.

Peki ne yaptın diyeceksiniz? Tatilde daha rahat zaman ayırırım diye 3 danışanla aynı anda takiplere başlamıştım. Gördüm ki, aynı anda 2'den daha fazlaya başlama demesinde Kim'in bir hikmet varmış. Üzerine bir de Parents dergisi'nden gelen uzman görüşü talebi, Alternatif Anne ve İlkiz Özcan Sönmez ile yaptığım röpörtaj gelince benim evdeki hesap, çarşıya uymadı. Bir de bunlarında yanı sıra kitap düzeltisini yetiştirmeye çalışınca ne yazı yazabildim, ne bir kitap okuyabildim, ne de oğlumla istediğim gibi bir tatil yapabildim.

Bu kadar sızlanmak yeter dedim biraz önce kendi kendime. Zaten kendi kendine sızlanmanın da bir faydası yok. Bari dedim paylaşayım durumumu, sızlanma içerikli bir bilgi olsa da en azından neden yazamadığımı belirteyim.

Neyse gelelim güzel haberlere...

Henüz zamanını bilmiyorum ama Alternatif Anne ve AnneBabaOkulum sitelerinde çok yakında ilk röpörtajımı okuyabileceksiniz.

Parent Dergisi Eylül sayısı için Uyku Trendleri başlıklı bir yazı hazırladığını bildirdi. Bu konudaki görüşlerimi kendileri ile paylaştım. Merak edenler için dergi çıktıktan sonra yazıyı burada da yayınlamayı planlıyorum.

Kim West'in 'İyi Uykular, Tatlı Rüyalar - El Kitabı' nın düzeltileri bitmek üzere. Bir terslik olmazsa Eylül ayının sonuna doğru kitabı kitapçılarda bulabileceksiniz.

Son olarak da Hürriyet Aile'de konuk yazar olarak yazmaya başladığımı paylaşmak istiyorum. Blog'un ilk yazılarından biri olan, oğlumla uyku hikayemizin daha detaylı bir versiyonunu www.hürriyetaile.com 'da 3'lü bir yazı dizisi olarak okuyabilirsiniz.

31 Temmuz 2011 Pazar

Benim de annem vardı - 2

"Anne...Sana bir haberim var!

Artık yıllarca söyleyip, beynime işlediğin için mi, yoksa gerçekten kaderimi daha önceden bildiğin için mi bilmiyorum ama yazar olmak yolunda ilk adımımı atıyorum.

Sen bilmiyorsun tabi. Ne de olsa sonsuzluğa gideli bugün 11 yıl oldu. Artık insanlar internet'den okuyor haberleri, yazıları...Ben de internet ortamında çok okunan Hürriyet Aile'de konuk yazar olarak yazı yazmaya başlıyorum. İlk sen bil istedim. Herkes yarın sabah öğrenecek."

Bugün annemi sonsuzluğa göndereli tam 11 yıl bitti. İnanılmaz ama gerçek. Ben genelde annemin sene-i devriyesini çok hatırlamam. Hafızamdan silmeye çalıştığım için olabilir. Bu sene annemin benim için hayalini kurduğu birşey gerçekleşeceği için olsa gerek hiç aklımdan çıkmadı.

Annem yıllarca bana 'Sen bir gün yazar olacaksın.' dedi. Tamam günlük tutar, şiir yazardım ama hiç bir zaman yazı yazacağımı ve üstelik bunu büyük kitlelerin okuyacağı bir platdormda yapacağımı hiç düşünmedim. Hep zihnimde annemin bir hayali olarak yer aldı.

Acaba oğlum için hayalini kurduğum şeyler de ilerde onun kaderi olacak mı, ya da kaderi olduğu için mi ben hayalini kuruyorum? İşte bunu bilmiyorum. Ama annemin benim için kurduğu birçok hayalin gerçekleştiği gerçeği bazen ürkütücü olabiliyor.

Anne kimdir tanımını yapan bir gencin yazısını okudum geçenlerde. Bence eksik olan birşey vardı. 'Anne, çocuğu için uzun vadeli hayaller kurup, sonra hayalini kurduğu şeyin olması için evrenin enerjisini yönlendirecek ve akışını değiştirecek güce sahip olan insandır.'

Birgün yazdığım şiirler bestelenirse hiç şaşırmayacağım.

'Senin için anne...Senin için yazdım ilk yazımı...Hatırana adıyorum...Seni çook seviyorum'

26 Temmuz 2011 Salı

Kimin yatağı karar verdiniz mi?

Çocuğunuzun neden sizin yatağınızda yatmaya başladığının önemi yoktur. Önemli olan sizinle birlikte yapmaya devam etmesini isteyip istemediğinizdir. Eğer birlikte yatmak istiyorsanız bile çocuğunuza kendi kendini rahatlarak uykuya dalmasını öğretmeniz gerekmektedir.

Bebeğiniz aylar hatta yıllardır sizin yatağınızda yatıyor olabilir. Artık kendi yatağında yatmasını istiyorsanız o zamana birkaç hafta sürecek ve farklı fazlardan oluşacak bir program önerim olacak.

Çocuğunuz dediklerinizi anlayacak yaşa geldiyse uygulayacağınız program hakkında onu bilgilendirerek, değişime hazırlamalısınız. 1 yaşındaki bir çocuk bile sizin düşündüğünüzden fazlasını anlayabilir, hele 18 aylık ve üzeri çocuklar çok şey anlarlar.

Birinci Etap: Odamı seviyorum
Çocuğunuzun gündüzleri odasına alışmasını sağlayın. Aslında sadece alışması değil, odasını sevmesi  gerekir. Orada oynayın, orada altını değiştirin, mümkün olduğunca bütün aktiviteleri odasında yapın.

İkinci Etap: Gündüz Uykusu
Çocuğunuz gündüz uykusuna kendi odasında yatmıyorsa, odasına ilk alışma sürecinden sonra birkaç hafta gündüz uykularına kendi yatağında yatırın. Uyutma metodunuzun ne olduğundan çok kendi yatağında uyuyor olması önemlidir. Gerekirse ve yatağı uygunsa yanına uzanabilirsiniz. Yanına uzanmak için uygun değilse yatağın yanında oturabilirsiniz. Ancak olabildiğince iletişime geçmeyin çünkü bu etkileşim uyumamak için bir bahane olacaktır.

Üçüncü Etap: Çocuğunuzun Odasında Birlikte Uyumak
Son aşamaya bir adıma kaldı ve artık siz ya da çocuğunuzun hazır olup olmadığını biliyorsunuz. Bu aşamaya gelinceye kadar aylar geçmeyecektir merak etmeyin. Hangi metodu seçtiyseniz o metodun önüne maksimum üç gün olmak üzere bir aşama ekleyin: Bu aşamada siz çocuğunuzun odasına uyuyarak, aile yatağı ile bağımsız uyku arasında bir köprü kurmasına yardımcı olacaksınız. Yere bir şilte koyun ya da misafir yatağını çocuk odasına taşıyın, ya da sizin bulacağınız farklı bir çözümü uygulayın ama önemli olan hangisi ikiniz için daha rahat ve güvenli olacaksa onu yapın.

Dördüncü Etap: Bağımsız Uyuması İçin Seçtiğiniz Metodu Uygulamaya Başlayın

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Sabah uykusunu kesmek

15-18 aylık çoğu çocuk sabah uykusundan vazgeçmeye hazırdır. Bazı çocuklarda bu süreç 18 ay sonrasında da gerçekleşebilir. Aslında gündüz uykusu süresinde fazla bir değişim gerçekleşmez. Sadece uyku adedi ikiden bire düşer. Bu da ailecek daha uzun süreli aktiviteler yapabilmek demektir. Bu geçiş tamamlandığında kendimi kuşlar gibi hissetmiştim :) 
Çocukların birçoğu bu değişim gerçekleşmeden önce “bir gündüz uykusu çok az, iki gündüz uykusu ise çok fazla” döneminden geçer. Sizin yapmanız gereken bu geçiş döneminin mümkün olduğunca yumuşak olmasını sağlamaktır. Ancak en iyi koşullarda bile, çocuklar iki üç hafta boyunca huysuz ve keyifsiz olabilirler.
 
Çocuğunuzun bu aşamaya geldiğini şöyle anlayabilirsiniz:
  • Gece boyunca düzenli şekilde, kesintisiz olarak 10-11 saat uyku uyuyorsa.
  • Sabah uykusuna dalması sürekli olarak daha uzun zaman alıyorsa.
  • Sürekli olarak sabah uykularının süresi giderek kısalıyor, ya da sabah çok uzun uyuyup öğleden sonra uykusuna yatmayı istemiyorsa.
Bu geçişi sizin zorla yaptırmanızı tavsiye etmem. Çocuğunuz hazır olduğu anda bu değişimi gerçekleştirmek yönünde size sinyaller mutlaka verir.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Artık 1 yaşında....

İlk bir yıl gerek ebeveynler, gerekse bebek için birbirini tanıma sürecidir.
12 ay çok kısa gibi görünse de bir daha bu kadar sürede bu kadar çok büyümeyi ve gelişmeyi görmeyeceğiniz için gerçekte çok uzun bir süredir.

Belki çok büyük bir kutlama yaptınız, belki aile içinde kutladınız birinci doğum gününü bebeğinizin ya da halen plan yapabileceğiniz birkaç haftanız var önünüzde.

Peki günlük rutini ne olmalı diye sorarsanız sizinle aşağıki örnek günceyi paylaşabilirim.

Gece ortalama kesintisiz 11¼ saat, gün boyunca  biri sabahtan diğeri öğleden sonra olmak üzere toplam ortalama 2¼ ile 2½ saat arası uyur 12 aylık bebekler.
Tipik öğünler: üç ana öğün ve iki ara öğünden oluşur.
07.00-07.30 Uyanma ve kahvaltı.

09.00-09.30 Bir saatlik sabah uykusuna başlama.Eğer kesintisiz uyuyan bir bebeğiniz varsa 10:00'a kadar dayanabilir. Bebeğinizin uyku ipuçlarını takip etmelisiniz.

11.30-12.30 Öğle yemeği (sabah uykusunun zamanlamasına bağlı olarak).

12.30-13.30 Öğleden sonra uykusuna başlama. Ortalama 1½ saat.

17.00-17.30 Akşam yemeği

18.00-18.30 Banyo/yatma rutinine başlama.

19.00-20.00 Uyku saati.

Örnek rutin sizin için bir referans oluşturmalıdır. Bebeğiniz daha erken veya biraz daha geç kalkıyor olabilir. Bu durumda belirtilen saatleri ona göre ayarlamalısınız.

Her gün burada yazdığı sürelerde uyumasını beklemeyin bebeğinizden. Bazı gün daha fazla, bazı gün daha az uyuyabilir. Bebeklerde bizim gibi bazen keyifli ve enerjik, bazen yorgun ve bıkkın olabilir. Ancak bu rutini tamamen bozabilirsiniz anlamına gelmemektedir.

Eğer herhangi bir sebepten dolayı bir gündüz uykusunu atlamak zorundaysanız bu mutlaka sabah uykusu olsun. Bu durumda öğlen uykusunu öne çekip eğer toplam 2 saat uyumazsa 16:00'dan önce olmak koşuluyla kurtarıcı bir 45 dakikalık akşam üstü uykusu yapabilirsiniz.

Çocuğunuz 12-14. aylar arasında aktif olarak rüya görmeye başlayacaktır. Bu onu uykusundan aniden uyandırabilir. Yanına gidip ona güvende olduğunu hissettirmeniz doğaldır; ancak bebeğinizi tekrar uyutmak için eski uyku alışkanlıklarınıza geri dönmeyin.

4 Temmuz 2011 Pazartesi

9 Aylık Bebekler İçin Örnek Günlük Rutin

9 aylık bebekler için ortalama uyku süresi gece minimum 11 saat ve gündüz uykusu (iki gündüz uykusu) 3 saattir. Kesintisiz iki gündüz uykusu düzenine geçen 9 aylık bebeklerin çoğu üçüncü gündüz uykusundan ya vazgeçmek üzeredir ya da bunu tamamen bırakmıştır.

Örnek Günce

07.00-07.30 Uyanma ve beslenme

09.00-09.30 Sabah uykusuna başlama. Bebeğiniz gece boyunca kesintisiz olarak 11-12 saat uyuyorsa, saat 10.00’a ya da uyandıktan 3 saat sonrasına kadar uyanık kalabilir. Ortalama olarak bir buçuk saat uyumaları gerekir. Bazı bebekler sabah uykusundan sonra ufak birşeyler atıştırmak isteyebilir.

12.00-12.30 Öğle yemeği.

13.00-14.00 Öğleden sonra uykusuna başlama. Sabah uykusundan kalktıktan 3 saat sonra uyumuş olması gerekir. Sabah uykusundaki gibi birbuçuk saat uyuması gerekir. Uyanınca birşeyler yedirmenizi öneririm.

17.00-18.00 Akşam yemeği.

19:00-19:30 Gece rutinleri tamamlanmış ve yatmaya hazır duruma gelme.

Bebeğiniz 06.00-07:00 arasında uyanıyorsa programı daha erkene kaydırmalısınız. Erken uyanan bebekler, erken yatacakları için çalışan aile bireyleriyle geçirmeleri gereken zamanı sabahları geçirmelidirler. Bu ayda bebekler emeklemeye ve hatta yürümeye başladıklarından daha çabuk yorulurlar. Bu da daha düzenli uyku saatlerini gerektirir.

Yukarda verdiğim saatler örnek saatler olup, asıl olan bebeğinizin size vereceği uyku ipuçlarını takip etmenizdir. Saat sizin için ikinci klavuz niteliğindedir.

Eğer yukardaki düzeni uygulamaya sokmaya karar verirseniz, mevcut düzeni bozmanız gerekeceğinden ilk bir-iki gün herşey daha kötüye gidecektir. Buna hazırlıklı olmalısınız.
 

27 Haziran 2011 Pazartesi

Felaket Uykusu

Felaket Uykusu: 45 dakikadan daha az olan gündüz uykusu.


Çocuğunuz 45 dakikadan da az uyuyor. Bu “felaket” bir gündüz uykusudur. 45 dakikadan az uyuyan bir çocuk, tam bir uyku döngüsünü tamamlamamış demektir; teknik olarak, faltaşı gibi açık gözleri sadece kısmi bir uyanmadır, gerçek bir uyanıklık değil. Şimdi işin zor bölümü geliyor: bebeğinizi alıp bir saat boyunca nasıl uyutuyorsanız o şekilde tekrar uyutmayı denemeniz gerekiyor. Biz buna “en uzun bir saat” diyoruz.
Bir örnek vereyim: Çouğunuzu saat 09.00’da bebek yatağına koydunuz, saat 09.30’da uykuya daldı, 10.00 uyandı. Tekrar uyutmaya çalıştınız – neyse ki yarım saat sonra, saat 10.30’da yine uykuya daldı. Ancak sadece 20 dakika uyudu. Büyük olasılıkla içinizdeki sesin, Uyku Meleği’nin bana bunu önerdiğine inanamıyorum! Uyuduğundan daha uzun bir süre uyumaya çalıştı. Bunun amacı nedir?” dediğini duyar gibiyim. Ama şöyle düşünün: Bebeğiniz başardı! Gündüz uykusu arasındaki kısmi uyanmadan sonra tekrar uykuya daldı – bu en zor şeylerden biridir. Siz kararlı olursanız, ilerideki günlerde daha çabuk uykuya dalacak ve daha uzun süre uyuyacaktır. Bu süreç dört ile altı hafta sürebilir.

20 Haziran 2011 Pazartesi

Horozlarla birlikte kalkmak

Sürekli 6:00'da mı uyanıyor? Geç yatırsanız da, gündüz uyutmasanız da birşey değişmiyor mu?

O zaman büyük olasılıkla aşağıdakilerden biri veya birkaçının geçerli olduğunu söyleyebilirim.
  • akşam çok geç yatıyor,
  • yeterince gündüz uykusu alamıyor,
  • öğleden sonra uykusu ile akşam yatması arasındaki süre çok uzun,
  • gece yatağa uyumak üzereyken yatıyor.
Ne yapmalıyım diye mi düşünüyorsunuz?
Uyku güncenizi kontrol edin, gündüz yeterince uykusunu aldığından ve akşamları erken saatte ve kendi kendine uyuma becerisini gelştirecek kadar uyanık yatırdığınızdan emin olun.
Hangi yaşda ne kadar uyuması gerektiğini öğrenin. 5 yaş ve altı çocukların genellikle 19.00 ile 20.00 arasında yatmaları gerekir.

Çocuğunuz 6 aylıktan büyükse ve birkaç aydır 06.00’dan önce uyanıp bir daha uyumuyorsa, değiştirmesi üç dört hafta sürecek kalıcı bir düzen oluşturdu demektir. Sabah erken kalkmasının yanı sıra, gündüz uykuları ve uyku saati üzerinde çalışmanız gerekecektir.

Unutmayın akşam erken yatırmanız sabah erken kalkmasına sebep olmaz ama, akşam geç yatırmanız sabah erken kalkmasına sebep olabilir.

13 Haziran 2011 Pazartesi

Hayal değil, gerçek....

3 aylık bebek de kesintisiz uyur...

2 hafta önce birlikte çalışmaya başladığımız bebeğin, gece boyu kesintisiz uyuyacağını söylediğimde, çocukları büyümüş birkaç arkadaşım 'Yok artık hayal kuruyorsun.' demişti.

Hayal olmadığını bugün yaptığımız takip görüşmesinden sonra dünyaya duyurmak isteğiyle yazıyorum bu yazıyı. Kararlı ve istikrarlı bir anneyle benim bilgim birleşince ortaya mutlu son çıktı. Bu satırlar biraz reklam kokuyor ama bence hem danışan anne (gizlilik prensibi gereği isim veremiyorum) hem de ben bu reklamı hak ettik diye düşünüyorum. Gece beslenmesini uyandırmadan 23:00'de yapıp sabah 7:00'ye kadar uyudu ufaklık. Bundan sonra da hastalanmadığı veya gündüz uykularında bir problem olmadığı sürece hep uyuyacak. Bu süreçde henüz gündüz uykuları tam olarak düzene girmedi ama zaten gündüz uykularının düzene girmesi için en az 4 hafta gerekli.

Darısı gece boyu kensintisiz uyumayı isteyen diğer annelerin başına...

12 Haziran 2011 Pazar

Günce tutmak...

Bugün kütüphaneyi düzeltirken günlerce tuttuğum günceleri buldum.

12:11 - 12 dakika emdi.
13:25 - Huzursuzlanmaya başladı
14:05 - Kucağımda uyudu ama yatağına yatıramadım uyanacak diye.....

sayfalar dolusu böyle devam ediyor. Şu anda baktığımda o kadar net görüyorum ki neleri farklı yapmam gerektiğini ama o kadar yorgunken ve sürekli bir mücadele içindeyken bunları göremiyor demek ki insan. Ya da aldığım eğitim ve deneyimlerim bana günceye baktığımda nerede neyin etkisi var görmemi sağlıyor. Sebebi her ne olursa olsun bir saat odadan çıkmadan uyutmak için uğraştığım günleri halen dün gibi hatırlıyorum. O kadar zorluydu ki... Ama değdi. Bugün oğlum 4,5 yaşında ve "Benim uykum geldi. Herkese iyi geceler" diyecek kadar uykusunun geldiği saatin farkında.

Yazdığım yazıların ve çıkacak olan kitabın yardımcı olabilmesi için mutlaka günce tutmanızı öneririm. Unutmayın yorgunluk ve uykusuzluk kısa süreli hafızayı olumsuz yönde etkiler. Uygulamaya aldığınız herhangi birşeyin etkilerini görmeniz için mutlaka günce tutup belirli aralıklarla oluşan rutinlere bakmanız gerekir.

Tricxie Tracker sizlere önerebileceğim elektronik günce uygulamalarından biri. Oğlum doğduğunda bu uygulamalar ne yazık ki bu kadar gelişmiş değildi. Hoş ben yine danışanlarımın gönderdikleri günceleri basıp üzerine notlar alarak inceliyorum. Sanırım bu konularda biraz yaşlı kalmış durumundayım :)
   

30 Mayıs 2011 Pazartesi

6 aylık bebekler için örnek günlük rutin

6 ay anneler için önemli bir aydır. Çünkü artık altıncı ayını doldurduğunda geceleri beslenmeye gerek duymadan geceleri 11 saat uyuyabilirler. Ancak yine de uyku öğününü kaldırmadan önce kesinlikle doktorunuza danışmanızı öneririm.

Geceleri 11 saat uyurken gündüzleri de genelde 3 ayrı uykuda 3,5 saat uyumalıdırlar. Bazı bebekler eğer ikinci uykuları uzun olursa iki uykuyla yetinebilirler.

Eğer bebeğiniz 7:00'den önce kalkıyorsa ona göre saatleri geriye çekmeniz gerekir.

7:00 - 7:30   Uyanma ve beslenme

9:00 - 9:30   Sabah uykusu. Minimum 45 dakika olmalıdır. Maksimum 1,5 saat olur.

12:30 - 1:30 Öğleden sonra uykusuna bebeğiniz sabah uykusundan kalktıktan sonra ilk uykusunun süresine göre 2 veya 3 saat sonra geçmiş olmalıdır. Bu uyku 1,5-2 saat sürmelidir. Kalkınca beslenmesi gerçekleştirilmelidir.

15:30 - 16:00 Opsiyonel uyku. 45 dakika ile 1 saat arasında değişmeli.

Son uyku ile akşam uykusu arasında 4 saatten fazla olmamalıdır.

17:00 - 17:30 Beslenme

18:00 - 18:30 Gece rutinine başlama

19:00 - 19:30 Uykuya geçme vakti

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Gerçekten geceleri açıktığı için mi uyanıyor?

Eğer 6 aydan büyükse bu sorunun cevabı 'Hayır. Beslenmeye geceleri ihtiyacı yok!'...
Bebekler 6. aylarını doldurdukları zaman

*gündüzleri yeterli besinini aldığı,
*tıbbi bir gereksinimi olmadığı,
*büyümesi normal gerçekleştiği

sürece geceleri beslenmeye ihtiyaç duymazlar ve kesintisiz 11 saat uyuyabilirler.
Bana bunu ilk kez söylediğinde uyku danışmanlığı aldığım danışman, 'Mümkün değil!' dedim. Bana dedi ki bu akşam uyku öğününü verme ve uyanınca da geriye uyut. Dedim bir kezden birşey çıkmaz deneyeyim. İçim içimi yedi ama yaptım. Gerçektende oğlum o gece birkez uyandı uyku öğünü saatinde ve sonrasında uyudu. İnanılmazdı ama oldu. Bir danışman bunu söylemeseydi herhalde oğlum konuşmayı öğrenene kadar uyku öğününe devam ederdim.

Aslında geceleri beslenmek, biz annelerin açıklama bulamadığımız zaman tutunduğumuz bir çözüm. Düşünün her gece 23:00'de yemek yeseniz sonrasında o saatte mutlaka birşey yemek istemez misiniz?

Gece beslenmesini kesmek üç ayrı metod kullanabilirsiniz,

*Birden bırakma: Gece beslenmek için kalktığını düşündüğünüzde kesinlikle emzirmeyip uyutacağınız bir metod.

*Azaltarak bırakma: Geceleri, eğer emziriyorsanız emzirme süresini beş dakika azaltarak ve 5 dakikaya inince artık vermeyerek, eğer biberonla besliyorsanız, yaşına göre belirli oranlarda azaltarak beslenme alışkanlığının ortadan kaldırıldığı bir metod.

* 4 gecede bırakma: Gecede sadece bir kez besleyerek 3 gün daha gece beslemesine devam etmek olarak uygulanır. Bunu yapmadan önce bir kural belirlemeniz gerekir; a) Gece ilk kalktığında beslemek veya b) Gece ilk kalktığında besleyin ama en son beslenmesinden en az 4 saat geçmiş olsun veya c) Uyku öğünü vermek. Geceleri belirleyeceğiniz bir saatte kaldırıp besleyin. Dördüncü gece beslemeyin. Üç gündür geceleri daha az kalori almaya alışmıştır ve bunu gündüzlerle telafi ettektedir.

Unutmayın bu metodlarda doğru ya da yanlış yoktur. Hangi metodun uygun olduğu size ve çocuğunuza bağlı olarak değişir.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Ne kadar sürer?

Kendi başına uyumayı öğretmek de, günlük bir rutin oturtmak da erken aylarda daha kolaydır. Büyüdükçe mevcut düzen alışkanlık yapar ve alışkanlığı kırması daha uzun sürer.

6 aylık bir bebeğin mevcut olan uyuma alışkanlığını herhangi bir şey başka alışkanlıkla değiştirmek, tutarlı geçirilecek bir üç günün içinde tamamlanır. Kucağınızda uyuyan bebeğinizi, yanınızda uyumaya alıştırmak için harcayanız süre ve enerjide yatağında uyumaya da alıştırabilirsiniz. Bu süreçde bizleri engelleyen şeyler etrafımızın tepkisi ve kendi ruh halimizdir. Kucağınızda uyuttuğunuz bebeğinizi ayakta sallayarak uyutmaya çalıştığınızda ağlamalarına daha rahat dayananıp 5 dakikanın sonunda halen uyumadıysa 'Uyumuyor işte...' derken, aynı süreci yatağında uyutmaya alıştırmaya çalıştığınızda 'Ağlamasına dayanamıyorum.' diyerek tamamlarsınız.

Öncelikle gece uykuları bir düzene oturur. Gece uykularının bir düzene oturması tutarlı geçecek 3 haftalık bir süreçde tamamlanırken, gündüz uykularının oturması 4-6 hafta sürer. Bu süreler ilk başta çok uzun gibi görünse de sonrasında yaşayacağınız rahat yıllar için değecek bir süreç olduğunu söleyebilirim.

Eğer bütün gün bebeğinizin uykusu ile uğraştığınızı düşünüyorsanız doğru yolda olduğunuzu söyleyebilirim. Unutmayın bu sürecin ne kadar süreceği sizin tutarlılığınıza bağlıdır...

17 Mayıs 2011 Salı

Okumanızı tavsiye ederim

'Bu uykusuzluk beni öldürecek' başlıklı yazımın ikinci bölümü bugün Annelerin Dünyası'nda yayınlandı. Merak edenlere duyurulur...

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Her çocuk özeldir

Dün Nurturia'da forumlarda dolaştım ve gördüm ki, her ne kadar tamamen birbirine destek olmak amaçlı yapıldığından emin olsam da, herkes kendi deneyiminin bütün çocuklarda aynı olacağını düşünüyor ve deneyimleri okuyan bazı ebeveynler de bahsedilenleri olduğu gibi uygulamaya çalışıyor. Her deneyimde o kadar çok detay vardır ki, çocuklar birbirinden o kadar farklı ki... Zaten öyle olmasa, yazılan kitaplarla herkes uyku sorunlarını çözerdi.

Ben uyku konusunda eğitim almaya, Tracy'yi okuyup, sitesindeki forumlar yeterli olmayınca karar verdim. Çünkü bir yerde birşeyler benim için işlemiyordu ve keşfedemiyordum. Bunun üzerine yurtdışından danışmanlık aldım ve mutlu son. Sonuçda bunu birilerinin yapması gerekli okumakla her zaman olmuyor deyip kolları sıvayıp bu işin eğitimini aldım. Eğitimde öğrendiğim birşey de, detayların ne kadar önemli olduğu ve her danışanın değerlerine, yaşam biçimine, yapmak istediklerine göre uygulanacak adımların detayları değişiyor olduğuydu.

İşte bu nedenle bu blogda sadece genel bilgi aktarımı gerçekleştiriyorum. Çünkü yanlış anlaşılacak bir cümle, yanlış bir davranışa ve o da bir bebeğin daha çok göz yaşı dökmesine ve ebeveynlerin dayanaması sonucunda tutarlılığın bozulmasına sebep olabilir. 

13 Mayıs 2011 Cuma

Siz yeterki gerçekten isteyip istemediğinize karar verin...

Bugün ÇokBilmiş Nurturia'da uyku konusu ile ilgili benden bahsetmiş. Orada geçen yorumlardan birine Nurturia'da nasıl cevap vereceğimi bulamadığım için buradan bilgi vereyim istedim.

2 yaşındaki çocukların geceleri uyuması gereken süre minimum 11 saat, gündüzleri tek uykuda 2 saattir. Gece sekiz saat uyuyan bir çocuğun gündüzleri yorgunluğa bağlı olarak sinirli, sabırsız, aşırı hareketli olması muhtemeldir.

Yorumu bırakan anne demiş ki 'Ne yaparsak yapalım uyumuyor.' Herkese herşeyi yaptırmak mümkündür, 'Uyumak istemiyorum.' diyen çocuklara bile ;-) İşin yine gelip dayandığı noktada tutarlı olmaktan geçmektedir. Tutarlı olmak deyince, bu yaşdaki çocuklar için bir - iki günden bahsetmiyorum, 4-6 hafta gibi bir süre hergün, her şart altında aynı şeyi yapmaktan bahsediyorum. İlk günlerde zor olacaktır. Uyuması çok uzun sürecektir. Özellikle de bebek yatağında değil de büyük yatağında yatıyorsa. Eğer kendi başına uyumayı bilmiyorsa o zaman ilk olarak bunu öğrenmesi gerekir ki, uyutma sırasında sabır sınavının sonucu tutarsızlıkla sonuçlanmasın. Bu arada hangi metodu seçerseniz seçin, hangi rutini uygularsanız uygulayın, işler iyiye gitmeden önce kötüye gidecektir. Eğer siz tutarlı davranmazsanız bir sonraki denemeniz daha da zor olacaktır. Çünkü çocuğunuz ne zaman, hangi şart altında sizin ne yaptığınızı anlayamadığından, o da nasıl davranacağını bilemeyecektir.

Bu yazıdan hatırlayacağınız tek şey varsa o da 'Tutarlı Olmak' olmalıdır.

10 Mayıs 2011 Salı

Annelerin Dünyası

Çok Bilmiş'in yaptığı yorumdan sonra fark ettim ki ben burada Annelerin Dünyası'nda yazmaya başladığımı duyurmadım.

Mayıs ayından itibaren Annelerin Dünyası'nda (http://www.annelerindunyasi.com/) da Uyku Meleği olarak yazmaya başladım. Tabi uyku konusunda :) Ara sıra farklı konularda da yazacağım ama her ay bir yazımı Annelerin Dünyası için yazıyor olacağım.

Teşekkürler Çok Bilmiş...

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Yanlış Mesaj

Benim psikolojiye olan merakım yüzünden, oğlum 6 aylık olunca soluğu pedagog'da aldık. İyiki de öyle yapmısız...

Yok yok oğlumun her hangi bir sorunu yok. Sadece benim bu meraklılığım sayesinde biz yıllar içinde her tecrübemizle ilgili anne ve baba eğitimi almış olduk.

Buğra 13 aylık olup yürümeye başladığında bize Çağla'nın ilk söylediği şey "Sonunda evet diyeceğiniz şeye asla hayır demeyin" oldu. İşte bence herşeyin temeli bu. Her seferinde biraz daha sabrınız sınandığını düşünüyorsanız, hayır dediğiniz şeylere sonunda evet deyip demediğinize dikkat edin. Eminim ki bulacaksınızdır onların neler olduğunu. Eğer sizin tutum ve davranışlarınızda tutarlılık ve süreklilik yoksa, çocuğunuzun hangi tepkinizi dikkate alarak kendi davranışlarını düzenlemesini bekleyebilirsiniz ki...Tabi ki kendi işlerine hangisi geliyorsa ona tutunacaklar ve sizi pes ettirince kadar zorlayacaklardır.

Çocuk yetiştirirken sadece uyku eğitimi konusunda değil, her konuda tutarlı olmanız lazım. Unutmayın çocukların 'Bugün haftasonu birşey olmaz.' veya 'Şu anda çok uykum var. Bir kereden birşey olmaz.' gibi istisnaları anlamaları 0-6 yaş arasında gerçekleşmiyor. Bir kere anladılar mı bir yerde gevşediğinizi o zaman kontrolü ellerine alıyorlar.

Oğlumu 'Laf dinleyen bir çocuk' olarak tanımlanmasının altında, anne ve baba olarak uygulamaya çalıştığımız bu tutarlılık tutumumuz yatıyor. Hiç kolay birşey olmamakla birlikte, öte yandan hayatımızı rahatlatan da birşey. Denemenizi size de tavsiye ederim.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Benim de annem vardı…

Bu satırları yazmaya başlamayı başarmadan önce annemin ölümünde ağlamadığım kadar çok ağladım…

Çünkü artık ben de bir anneyim ve annemin bütün yaptıklarını nasıl bir içgüdüyle yaptığını biliyorum. İşte bu nedenle anneme ne kadar çok haksızlık ettiğimi anlıyorum. Sanırdım ki, ben gerçekten annesinin kıymetini bilen evlatlardanım. Ama yanılmışım...Bunu anne olunca anladım.

Oğlumu kollarıma aldığımda, kabaran sevgimin yanında içimde bir de boşluk beliriyor, çünkü kırk yaşında olmama rağmen halen o karşılıksız sevgiyle kucaklanmayı istiyorum. Yıllar geçtikçe alışılır diyorlar. Evet, doğru, ama kimse özlemden bahsetmiyor...Oğlum doğduğundan beri her gün daha çok artan özlemden… Annemi her daha çok anladığımı hissettiğimde kalbimi daha çok acıtan özlemden…

Düşünürdüm ki, hayat benim hayatım ve annemin benim için endişelenmesi gerek yok. Üzülmek için yer aradığını sanırdım. Hâlbuki anladım ki bana yansıttığı endişesi kendi içinde yaşadığının sadece küçük bir parçası. Benim geçtiğim yollardan çoktan geçmiş ve karşılaşabilme ihtimalim olan şeyleri düşünmek bile endişeleri için yeterli bir sebep.

Annesiz kalmak çok zormuş. Ne kadar güçlü olsan da, ne kadar dolu bir hayatın olsa da, ne kadar çok mutlu olsan da, hep bir tarafın eksik oluyormuş. Anne olunca daha iyi anladım. Çünkü artık annemi anladım.

Gidebilecek bir anne kucağından yoksun bütün herkese…

Kucak dolusu anne sevgisi gönderiyorum.

26 Nisan 2011 Salı

Peki neden yok?

Dün iki toplantı arasında D&R'a uğradım uyku konusunda ne gibi kitaplar var diye bakmak için...

İki tane Türkçe yayın var. Bunlardan biri Dr. Ferber'in kitabının çevirisi, diğeri ise şizofren çocuklarda uyku problemleri ile ilgili. Yani meraklı da olsanız bulabileceğiniz bir başvuru kaynağı yok. Neyse ki Tracy'nin kitabında bu konuda birşeyler var da iyice kör cahil kalmıyoruz.

Bu konuda onlarca yabancı kaynak olmasına rağmen neden hiçbiri Türkçe'ye çevrilmemiş diye düşünüyor insan. Bu kadar çok uyku problemi çeken anne varken acaba anneler mi talep etmiyor yoksa gerçekten bunun bir kader olduğunu mu düşünüyorlar?

Her iki seçenek de kötü. Ama kader olduğunu düşünmek zaten talebi de engeller. Keşke yüksek sesle bağırsam ve beni bütün Türkiye duysa "Bu bir kader değil!". Kader olan tek şey annelerin ne zaman canına tak deyip harekete geçecekleri...

25 Nisan 2011 Pazartesi

Yeniden doğmak...

Bugün bir arkadaşım blogspot açıldı dediğinde o kadar mutlu oldum ki...

Bu satırları yazarken içimdeki sevinç o kadar büyük ki ancak bu başlıkla anlatabilirim sanırım.

Her ne kadar Wordpress'e geçmiş olsam da birçok blog yazarı gibi ben de Wordpress alt yapısına alışamadım ve adapte olamadım. Dağ dağa küşmüş dağın haberi olmamış misali yazmayı da bıraktım.

Fark ediyorum ki ben buralarda yokken bloğu takip edenler artmış. Bu mucizevi birşey :) Teşekkürler.

Geçen süre zarfında ben eğitimimi bitirdim ve profesyonel olarak uyku danışmanlığı yapmaya başladım. Danışmanlık verdiğim ailelerin artık geceleri kesintisiz uyuduğunu bilmek inanın bana çok büyük bir mutluluk veriyor.

Yakında www.uykumelegi.com 'la yayına geçeceğim. O zamana kadar madem blogger açıldı buradan devam...

1 Mart 2011 Salı

Yorumsuz...

Bugün sızlanma günüm sanırım...

Çok yüksek sayılarda takip eden olmasa da hergün fena sayılmayacak sayıda Uyusun da Büyüsün'deki yazıları okuyanlar oluyor. Üstelik sadece Türkiye'den değil. Ama niye kimse yorum yapmıyor?

Ben bloğu kurarken hep inter aktif bir blog olmasını hayal etmiştim. Böyle monolog gibi oluyor ve ben sanki boşluğa yazıyorum gibi hissediyorum. Allahtan uyku düzeni üzerinde çalıştığımız annelerden e-postalar geliyor da bildiklerimin gerçekten işe yaradığını hissedebiliyorum.

Umarım sınavı geçip sertifikamı aldığımda birlikte çalıştığım anneler blogda yorumlar yapar da, monolog olan bu iletişim diyaloğa döner.

Eğer önerileriniz varsa lütfen bana yazın. Bu bloğu renklendirelim.

27 Şubat 2011 Pazar

Ara sıra da olsa...

Bu bloğu çocuk uyku sorunları üzerine yazmak için açtım ama ara sıra da olsa farklı paylaşımlarda da bulunmak istiyorum.

Bugün, aynı şirkette çalıştığım ortopetik engelli bir arkadaşımızın basketbol maçına gittik ailecek. Önderliğini yaptığım gönüllü grubunun da katılımıyla çoluklu çocuklu 50 kişiydik. Müthiş bir atmosferdi. Daha önce hiç engelliler basket maçı seyretmemiştim.

Hayatın ne kadar değerli olduğunu, eften püften ne kadar anlamsız şeylere kafayı takdığımızı, umut ve azmin elinden hiç birşeyin kurtulamayacağını görmek ve hissetmek müthiş bir deneyimdi.

En mutlu olduğum şey de dört yaşındaki oğlumun hiçbir şekilde sahadaki çeşitliliği yadırgamamış ve çok doğal karşılamış olmasıydı. Eve geldiğimizde halen 'Anadolu, Anadolu' diye tezahürat yapıyordu. Benimse içimde halen isimlendiremediğim tuhaf, değişik bir duygu vardı.

Düşünüyorum ama karar vermiyorum. Bugün o sahada oynayan arkadaşlar şansızlar mı yoksa şanlılar mı? Daha çok şanslı oldukları yönünde görüşüm. En azında ülkemizdeki büyük bir orandaki engelli çocuk, genç gibi toplum hayatından soyutlaştırılmadan hayatlarında zevk aldıkları şeyi yaparak yaşıyorlar. Ya evden çıkarılmayan ve hatta engelli olduğu için varlığından bile utanılan çocuklar? Ya onlar? Onlara da bir gün şans gülecek mi dersiniz?

25 Şubat 2011 Cuma

9 aylık bebekler ve günlük düzenleri

Şu anda yardımcı olabileceğimi düşündüğüm ama gerek vakitsizlikten gerekse eğitimim tamamlanmadığından henüz çalışmaya başlayamadığımız Selen ve Elif için yazıyorum bugünkü yazımı. 9 aylık bebeklerin hepsi için genel bir bilgilendirme de aynı zamanda.

Yazdığım saatler +/- 1 saat oynayabilir ama aktivite aralıkları bu şekilde olmalıdır.  Bu arada bu düzeni uygulamaya başladığınızda ilk birkaç gün işler kötüye gidiyormuş gibi görünebilir ama bu geçici bir durumdur. Ümidinizi kesmeyin ve lütfen daha önce yazdığımı unutmayın. Eğer bu düzeni her gün uygulayamayağınızı düşünüyorsanız sakın başlamayın. Tabi ki bu idealidir. Arada farklılışan zamanlar ve günler mutlaka olacaktır. Ama en azından bebeğiniz alışıncaya kadar değiştirmeyeceğiniz bir zamanı seçin başlamak için.

7:00 - 7:30 Kalkış ve kahvaltı (emzirme veya mama veya katı gıda)

9:00 - 9:30 Sabah uykusu. Eğer kızınız geceleri uyanıyorsa daha da erken yatırabilirsiniz. Eğer oğlunuz gece kesintisiz 11-12 saat uyuyorsa 10:00'a kadar dayanabilir. Ama kesinlikle 3 saatten fazla ayakta kalmamalıdır. Bu ayda uyumaları gereken sabah uykusu ortalama 1,5 saattir. Bazı çocuklar uyandıktan sonra küçük bir atıştırmaya ihtiyaç duyabilir.

12:00 - 12:30 Öğle yemeği (emzirme veya mama veya katı gıda)

13:00 - 14:00 Öğlen uykusu. Sabah uykusundan kalktıktan 3 saat sonra engeç öğlen uykusuna yatmalıdır. Bu uyku 1,5 - 2 saat sürer. Ve kalktıktan sonra mutlaka bir atıştırmalık öğün vermelisiziniz.

17:00 - 18:00 Akşam yemeği (emzirme veya mama veya katı gıda)

19:00 - 19:30 Yatma zamanı. Yatma zamanından kasdım yatakda yatmaya başladığı zaman. Yani yatmaya hazırlanma zamanınız değil. Yatırmadan önce emzirmenizi tavsiye ederim. Ama kesinlikle emzirerek uyutmayın. Emzirmek yatağa koymadan önce yaptığınız sondan ikinci adım olsun.

Bunları uygulamanız eğer bebeğiniz kendi kendine uykuya dalmaya bilmiyorsa tek başına herşeyi çözmeyecek ama çok yararı olacaktır. En azından huzursuz, yorgun olan bebeğiniz daha sakin ve uyumlu olacaktır. Kendi kendilerine uykuya dalmaları için ilerleyen günlerde yazağım Kim West'in metodu sizlere yardımcı olacaktır.

Unutmayın bu düzeni oturtmak bebeğinize bir güven verecektir. Çünkü bebekler saati bilmezler ama bir sonraki adımın ne olacağını bilmek onları güvende hissettirir. Kim belirsizliğin olduğu bir yerde huzurlu olur ki...

23 Şubat 2011 Çarşamba

Kimse bütün gece kesintisiz uyumaz. Büyükler de...

Uyku iki ana evreden oluşur; REM (rüya uykusu olarak da bilinir) ve yavaş dalga (non-REM) uykusu.

REM hem aktif hem de hafif bir uykudur. Bu uyku sırasında rüya görürüz. Yavaş dalga uykusu da kendi içinde evrelere bölünür ve bu uyku bizim derin uykumuzdur ve bu sırada kaldırılırsak halsiz ve yolunu kaybetmiş gib hissederiz.

Uyku döngüleri büyüklerden farklı olsa da çocuklarda da aynı uyku evreleri vardır. İlk dört ayda uykularının yarısı hafif REM uykusudur ki bu uyku sırasında çabuk uyanırlar. Günlük toplam uykularının yaklaşık 8 saat REM, 8 saat yavaş dalga uykuları vardır. dördüncü aydan sonra REM uykusunun süresi gittikçe azalır ve yaklaşık iki yaşına geldiğinde bir büyüğün evre dağılımı ile hemen hemen aynı olur. REM uykusu büyüklerin toplam uykusunun %20-25'ini oluşturur.

Hepimiz aynı uyku evrelerinden geçeriz. Uyku evrelerinin geçişlerinde beynimizdeki bu değişim hafif bir uyanıklılık hali verir. Uyku evreleri büyüklerde genelde 90 ila 100 dakikada bir çocuklarda 50 dakikada bir değişir. Bizler büyükler olarak tamamen uyanmayız ama üstümüzü örttüğümüz, susadığımızı hissettiğimiz, sağdan sola döndüğümüz zamanlar evreler arasındaki geçişler sırasında olur. Hatta sabah kalktığımızda bu anları hatırlamayız bile. Bizim tamamen uyanmamamızın sebebi, kendi başımıza yeniden uykuya dalmayı bilmemizdir. Bebekler ve çocuklarsa bu evreler arasında bizi uyandırırlar. Ta ki biz onlara kendi başlarına uyumayı öğretinceye kadar...

20 Şubat 2011 Pazar

İpuçları

Her çocuk ve hatta bebekler bile 'Uykum geldi beni yatır' derler. 'Kafayı yemişsin sen' demeden önce okuyun.


0 - 6 yaş arasında çocuklar uykum geldi artık yatayım demezler. Böyle bir kavramları yoktur. Size uykularının geldiğine dair ip uçları verirler. Eğer bunu yakalayamaz ve kaçırırsanız o zaman sakinleştirici özelliği olan melatoninin salgılanması olmayacak aksine böbrek üstü bezlerinin kortisol (Türkçe'de kortisol ve uyku ile alakalı doyucu bir makale bulamadığımdan yönlendiremiyorum ama İngilizce olarak birçok makale bulabilirsiz) pompalaması gerçekleşecek ve de bu cin gibi olmalarına sebebiyet verecektir.


'Ama benim oğlum gece 1'de olsa uyuyor çok yorulunca...' dediğinizi duyar gibiyim. Evet kızınızın uyuyor olduğu doğru ama 'Uykum geldi. Uyumalıyım' dediği için değil. Artık beyni 'Buraya kadar kontağı kaptıyorum' mesajını gönderdiği için.


Girin Youtune'a size komik gelen birçok şekilde uyumuş çocuk videosu göreceksiniz. Bunlar bana da çok komik gelirdi ta ki bu durumun aşırı yorgunluğun sonucu olduğunu öğrendiğim zamana kadar. Şimdi bu videoları üzülerek seyrediyorum. Çünkü hiçbir çocuk o derece yorgun olmamalı.


Hep duyarız 'Gece yarası cin gibi uyanan çocuklar'ı. İşte bunlar aşırı yorgun çocuklardır. Bu çocukların uyanmaması için yapılması gereken daha geç yatırmak veya gündüz uyutmamak değil aksine daha çok uyumaları sağlamaktır.


İşe ilk olarak çocuğunuza bir yatma saati seçerek başlamalısınız. Bu yaşına / ayına göre 19:00 ile 21:00 arası değişmelidir. Eğer çocuğunuz belirlediğiniz saatte uyumakda zorlanıyor ve sonrasında uzun süre uyumuyorsa o zaman belirlediğiniz uyku saati onun için geç bir saat demektir. Uyku saatini yarım saat öne çekerek tekrar deneyebilirsiniz.


Çocuğunuz için ideal olan yatma zamanını belirlemek için birkaç gün size verdiği ip uçları takip edin. Bunlar neler mi olabilir?
- Gözlerini kaşıma
- Esneme
- Hareketlerinde yavaşlama
- Kayısızlık
- Boş boş bakış
- Sızlanma ve yakınma
- İnsanlara ve oyuncaklara karşı ilgisinin azalması.


Sizin çocuğunuzun verdiği ip uçlarını yakalamanız için biraz pratik yapmanız gerekir. Çünkü her çocuğun kendine göre özel verdiği sinyaller olabilir. Ama hepsinin anlamı aynıdır: 'Ya beni hemen şimdi uyut ya da sonuçlarına katlan'...

17 Şubat 2011 Perşembe

Korktuğum Başıma Geldi

Biliyordum böyle olacağını...

Bir blog yazmaya başlayınca sürekli elin üzerinde olmalı. Yazılarını okuyanları yanlız bırakmamalısın. Ama bir koltukda 5 karpuz olunca olmuyor, olmuyor, olmuyor.

Öyle yoğun bir temponun içine girdim ki hayatımda ilk defa 400 kişiye karşı yapacağım konuşmaya hazırlanmak, çalıştığım şirkette gönüllülerden oluşan sosyal sorumluluk grubunun 8 Mart Dünya Kadın'lar gününde çıkaracağı yemek kitabının hazırlıkları ile uğraşmak, bir de üzerine 7 ülkede yeni bir işin kurulmasını yönetmek yazılarımı aksatmama sebep oldu. Yazılarımı okuyan bütün anne ve babalardan biraz daha sabır rica ediyorum. Hafta sonunda yoğunluğumun büyük kısmı tamamlanmış oluyor. O zaman o kadar çok yazacak şey var ki...

En azından bana çocuklarının durumu yazmış ve benim mesajı bekleyen anneler için yazacağım. Size söz :)

6 Şubat 2011 Pazar

İşte budur...

Ne kadar mutlu olduğumu anlatmama kelimeler yetmez.

İlk yazdığım yazılardan birinde 0-6 yaş çocuk uyku danışmanlığı eğitimi aldığımdan bahsetmiştim. Eğitimim sırasında üzerinde çalışılacak vakalara ihtiyacım vardı ve arkadaşlarıma çevrelerinde bu konuda gönüllü olan var mı diye sordum. Benim mesajım dönmüş dolaşmış ve uyku düzeni bozukluklarından müzdarip dünya tatlısı iki yaşında bir kızı olan bir anneye ulaşmış.

İlk defa yazışmaya 9 Ocak'da başladık ve bugün bir teşekkür mesajı aldım kendisinden. Küçük prenses artık kendisi uyuyor ve geceleri kalkmıyor. İnsanın işe yaradığını bilmesi kadar güzel bir duygu yok :)

Ben bir kez de buradan prensesin annesine kararlılığı, azmi ve enerjisi için teşekkür etmek istiyorum.

Hangi ayda ne kadar uyuması gerekir?

Unutmayın her bebek bizim hayat düzenimize uyamaz. Eğer bebeğiniz aşağıdaki tabloda verilen saatlerden daha kısa uyuyorsa geceleri ve doktorunuz tarafından tespit edilen tibbi bir sorun yoksa bu durumun sadece iki sebebi var:

- Bebeğiniz kendi kendine uyumayı bilmiyor
- O kadar yorgun ki uyuyamıyor ve sürekli yorgunluğa bağlı olarak uyanıyor.

Aklınızda tutmanız gereken bir nokta: Bebeğinizin bir gün ya da iki gün boyunca aşağıdaki sürelerde uyuması herşeyin yola gireceği anlamına gelmez. Yorgunluk derecesi ve bu yorgunluğun ne kadar süredir devam ettiğine bağlı olarak 2-3 hafta sürecektir işlerin yoluna girmesi.

İlk ay(0-4.hafta)  : Toplam günlük uyku süresi 16-18 saat arasında değişir.

İkinci ay(5-8.hafta): Birinci ayın sonunda 15,5 - 17 saat arası olan toplam uyku süresinin  8,5 - 10 saati gece, geri kalanı gündüz uykusu olarak gerçekleşir. Bu ayın sonunda 4 hatta 5 saatlik kesintisiz uyku süresi görülür geceleri.

Üçünçü ay(9-12.hafta): Toplam uyku süresi 15 saattir. Bunun 10 saati gece, 5 saati gündüz gerçekleşmelidir.Bu ayın sonunda gündüz uykuları da bir düzene oturmalıdır.

Dördüncü ve Beşinci ay: Gece uyku süresi 10-11 saat arasında ve gündüz toplam uyku süresi 4-5 saat arası olmalıdır. Dördüncü aydan itibaren gündüzleri yeterli kaloriyi alıyorsa 8 saat beslenmeden gece kesintisiz uyku uyuyabilirler.

6 - 8. aylar: Ortalama 10-12 saat gece uykusu olur ve gündüz yeterli kaloriyi aldıkları sürece gece beslenmeye ihtiyaç duymazlar. (Ben bunu yaptım ama yapıncaya kadar içim içimi yedi. Ama oğlumda herhangi bir kilo kaybı olmadığı gibi, kilo almaya da devam etti). Gün içinde de 3,5 saatlik bir uyku uyumuş olmaları gerekir. Birçok çocuk iki kere uyur, bazıları ise üç kez uyur gündüzleri.

9 - 12. aylar: Dokuz aylıkken geceleri ortalama 11, gündüzleri 3 saat uyur. Onikinci aya gelindiğinde gündüz uykusu ortalama 2,5 saate düşerken gece uykusu 11 saat 15 dakikaya uzar.

12 - 18. aylar: Bu aylardaki en büyük değişim onsekizinci aya gelindiğinde iki yerine bir kez gündüz uykusu uyuyor olmasıdır. Ama önerim eğer halen geceleri kalkıyorsa gündüzleri tek uykuya düşmemektir.

18 ay - 2,5 yaş: Onsekizinci ayda geceleri ortalama 11 saat 15 dakika uyurken, gündüzleri tek uykuda 2 saat 12 dakika uyur. 2,5 yaşına geldiğinde ise gece uykusu 11 saate, gündüz uykusu da 2 saate düşer.

2,5 - 5 yaş: Üç yaşında geceleri 10,5 saat gündüzleri 1,5 saat uyurken, dört yaşına geldiğinde birçok çocuk güzdüz uykusunu kaldırır ve gece uykusu 11,5 saate uzar. Beş yaşında bu süre 11 saate düşer. 

Bir günümüz nasıl olmalı diyorsanız hangi yaş aralığını merak ettiğinizi söyleyin yeter ;-)

5 Şubat 2011 Cumartesi

Hangi Metod - 2?

Yaptığım araştırma sonuçlarını sizlerle paylaşmak isterim.

Kim West - The Sleep Lady's Good Night, Sleep Tight - Doğumdan 5 yaşa kadar ki uyku düzeni bozuklukları ele alınıyor. Ebeveyn ile bebeğin arasındaki güven bağını bozmadan kademeli olarak tek başına uyumayı öğreten bir metod.

Elizabeth Pantley - No cry sleep solutıon - Çok kademeli devam eden bir metod ve ebeveyn yatağının kullanımı söz konusu. Her ne kadar ağlama yok dese de malesef var.

Marc Weissbluth - Healthy Sleep Habits, Happy Child - Bırak ağlasın metodunu savunuyor.

Richard Ferber - Solve Your Child's Sleep Problems - Bebek uyuncaya kadar ağlaması için bırakan ve belirli aralıklarla kontrol edilmesini söyleyen bir metod.

Jodi Mindell - Sleeping Through the Night - Sadece gece yatma seromonisine yoğunlaşıyor. Gün içinde ne istiyorsanız onu yapın diyor. 

Tracy Hogg - Secrets of the Baby Whisperer - Kim West'in ki gibi bebekle birlikte kalmayı savunan metodlardan biri. Benim açımdan eksisi Tracy Hogg 4 sene evel kanserden vefat ettiği için son zamanlarda yapılmış araştırmalara göre yenilenmiş bir kitap olmaması.

Suzy Giordano - The Baby Sleep Solution - Sadece 18 aya kadar ele alıyor ve çok keskin sınırları var.

Ben mi ne yaptım? Daha önce ki aynı başlıklı yazımda da belirttiğim gibi önce Tracy ile başladım sonra Kim'le devam ettim. Çünkü birşey sormak istediğimde Kim'den danışmanlık alabiceğimi bilmek ve almak beni çok rahatlatmıştı. 

3 Şubat 2011 Perşembe

İşte size ilk sırrımız: Tutarlı olmak

Sadece uyku alışkanlıklarını değiştirmeye çalışırken değil çocuk büyütürken her konuda geçerli bir durum bu, TUTARLI olacaksınız.

Hangi metodu seçerseniz seçin, ister Dr. Ferber'in 'Bırak ağlasın'ını, ister Elizabeth Pantley'in 'Ağlamadan'ınını, isterseniz de benim gibi Kim West'in 'İyi Geceler, İyi Uykular' metodunu, başladığınızda vazgeçeğinizi düşünüyorsanız SAKIN başlamayın.

Uykusuzluğun başınıza vurduğu bir anda ben yaparım deyip, gaza gelip, onuncu dakikada vazgeçeceğiniz birşeye başlamanız demek bebeğinize verdiğiniz mesajın sürekli değişmesi demek olacaktır. Kendinizi düşünün size bir arkadaşınız hergün farklı bir şekilde davransa kafanız karışmaz mı? Bebeğinizin de karışıyor ve ondan sonra her yeni denemenizde size geri adım attırmak için daha çok direnecek ve sonuna kadar deneyecektir. Bu daha da sağlam bir duruş gerektirir. Uykusuzluktan bitap düşmüşken daha sağlam bir duruş daha da zor olacaktır.

Bu nedenle önce mutlaka okuyun. Yapılan araştırmalara göre uykusuzluk yaşayan kişiler ancak üçüncü okuyuşlarından sonra okuduklarını detayları ile akıllarında tutabiliyorlarmış. Uygulayacağınız metodu mutlaka birkaç kez okuyun, planınızı yazılı yapın ki bu size psikolojik olarak bir destek ve aynı zamanda kontrol noktası olsun.

Ne zaman ki sabahın dördünde (Zeynep Hanım'ın kulaklarını çınlantım yine :) ) 39 kez bebeğinizi yatağa yatırıp ağladığında sakinleştirmek için tekrar kucağınıza alabileceğinizi düşünürsünüz o zaman seçtiğiniz metodu uygulamaya başlayabilirsiniz. İşte o zaman tutarlılıktan ödün vermezsiniz ve metodunuz başarılı olur. Ve en büyük hayal o zaman gerçekleşir; hem bebeğiniz hem de siz bütün gece uyursunuz...